Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran istihbarat, güvenlik ve yargı süreçleri; çoğu zaman halkın gözünde televizyon ekranlarındaki kurgusal senaryolarla iç içe geçmiştir. Türk devlet geleneğine, bayrağına ve millî değerlerine yürekten bağlı bir vatandaş olarak; devletimizin bekası uğruna ömrünü harcamış isimlerin ve yürütülen kritik soruşturmaların magazinel veya kurgusal mecralarda birer algı malzemesi haline getirilmesini derin bir üzüntüyle takip ediyorum. Özel Harp Dairesi geçmişinden MİT Asya Bölgesi Başmüşavirliği’ne uzanan şerefli bir hizmet geçmişine sahip olan Kaşif Kozinoğlu’nun OdaTV soruşturması kapsamında tutuklanması, Silivri Cezaevi’ndeki şüpheli ölümü ve ardından Kurtlar Vadisi dizisi senaristlerinin savcılık ifadesine çağrılması süreci; popüler kültür ile devlet ciddiyeti arasındaki o tehlikeli sınırı bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Anayasa ve ceza muhakemesi hukukumuz, devlet sırlarının korunmasını ve adil yargılanma hakkının kutsallığını esas alır. Bir hukuk talebesi olarak yakın tarihimizin karanlık sayfalarını ve yargısal süreçleri incelediğimde; milli güvenlik teşkilatlarımızda görev almış mensupların kurgusal yapımlardaki karakterlerle birebir eşleştirilmesinin ve henüz yargılama safhasındaki bilgilerin ekranlara sızdırılmasının devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını görüyorum. 12 Kasım 2011 tarihinde cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu’nun ölmeden hemen önce savcılığa sunduğu notlar ile eşzamanlı olarak yayınlanan dizi senaryoları arasındaki çarpıcı benzerlikler, adli mercileri de harekete geçirmiş ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı bir inceleme başlatılmıştır.
Kurgu mu, Sızdırılan Devlet Sırları mı? Yargının İfade Trafiği
Soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi dizisinin yapım ve senaryo kadrosunda yer alan Raci Şaşmaz, Cüneyt Aysan ve Bahadır Özdener gibi isimler savcılığa çağrılarak ifade vermişlerdir. Savcılık makamının odağında; dizide yer alan "Kaçgar" gibi karakterlerin ve senaryo detaylarının, o dönem devlet kılcallarına sızmış olan karanlık odaklardan (FETÖ/PDY) alınan bilgi ve belgelerle şekillendirilip şekillendirilmediği sorusu yer almıştır. İfade veren senaristler, dizideki olayların ve karakterlerin tamamen kurgusal olduğunu, senaryoyu açık kaynaklardaki haberlerden ve hayal güçlerinden faydalanarak kaleme aldıklarını beyan etmişlerdir. Ancak bu durum, popüler kültürün kamuoyu algısını yönlendirmede nasıl bir araç olarak kullanılabileceği gerçeğini değiştirmemektedir.
"Devlet hizmetinde ömrünü harcamış istihbarat mensuplarının hayatları ve devletin mahrem süreçleri, televizyon senaryolarına meze edilemeyecek kadar köklü ve ciddi bir devlet geleneğinin konusudur."
Devlet Aklı ve Medya Algısı: Geleceğe Yönelik Hukuki Dersler
Adli Tıp Kurumu'nun resmi raporunda Kozinoğlu'nun ölüm nedeni kalp krizi olarak açıklanmış olsa da, bu vaka Türk hukuk tarihi ve kamuoyu algısı açısından çok önemli dersler barındırmaktadır. Gerçek bir Atatürkçü ve milliyetçi duruş; devleti yıpratmayı değil, devlet organlarının hukuka uygun, şeffaf ve dış müdahalelerden arındırılmış bir şekilde çalışmasını savunmayı gerektirir. Yargı süreçlerinin magazinleştirilmediği, kurgusal dizilerin kamuoyunu manipüle etmek amacıyla bilgi sızdırma aracı olarak kullanılmadığı ve devlet adamlarımızın hatıralarının hukuki güvence altında korunduğu bir hukuk düzeni, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği için vazgeçilmezdir.
Yasal Uyarı
Bu makaledeki analizler, görüşler ve bilgiler genel bilgilendirme amacıyla paylaşılmıştır; doğrudan hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır ve bir avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz.